Hürriyet

20 Aralık 2013 Cuma

Neden Esmer Ekmek?

Esmer ekmek neden daha faydalı? Çocuklarınızın tam tahıllar ile beslendiğine emin olun. Beyaz pirinç ve ekmek gibi rafine tahıllar karın doyuruyor ama çocukları beslemiyor. Lif açısından zengin dış kabuk (kepek) : Lifler, B vitamini, mineraller, protein ve doğal olarak oluşan sağlığa yararlı bitkisel maddeler içerir. Ortadaki nişastalı ısım (endosperm) : Orta tabaka - en büyük kısım - bitkinin ana enerji deposudur. Karbonhidratlar, proteinler, az miktarda B vitamini içerir. Oldukça zengin iç kısım (tohum/ruşeym) : Tahılın en küçük parçası olmasına rağmen tohumda birçok yararlı madde bulunur: Önemli yağlar, mineraller, B vitaminleri, E vitamini gibi. Ruşem tahılın çok küçük bir kısmını oluşturur, 1 ton tahıldan 1 kilogram kadar ruşeym çıkar. Tam tahıllar tahılın bu üç faydalı kısmını da içerir. Tam tahıllarla beslenen çocuklar boş kalori almazlar; Çocuğa enerji veren, karnını doyuran ama zihinsel ve fiziksel gelişimini destekleyecek vitamin ve minarelleri içermeyen yiyeceklere boş kalori denir. Tam tahıllar çok zengin beslenme kaynaklarıdır. Çocuğunuz gelişimi için gerekli bir çok besin öğesini içerirler. Üstelik lif açısından zengindirler, sindirim sistemini olumlu etkilerler. Kabızlığa yol açmazlar. Glisemik indeksleri düşüktür; kan şekerinde ani yükselme ve düşüşlere neden olmazlar. Şeker hastalığı ve günümüzde çok yaygın olan insülin direnci gibi rahatsızlıkların önüne geçerler.Çocuklarınızın tam tahıllar ile beslendiğine emin olun. Beyaz pirinç ve ekmek gibi rafine tahıllar karın doyuruyor ama çocukları beslemiyor.

16 Aralık 2013 Pazartesi

Astım Kimlerde Görülür?

Astım için risk faktörleri şunlardır: 1- Alerjik (Atopik) Yapı: Atopi, astım gelişiminde en yüksek risk faktörüdür. Alerjik yapısı olan, kan IgE düzeyi yüksek bulunan kişilerde astım gelişimi daha kolaydır. Beraberinde egzama, alerjik nezle olanlarda, bebeklik döneminde aşırı konak bulunanlarda astım riski daha yüksektir. 2- Genetik Yatkınlık: Anne veya babada astım varsa çocukta da astım çıkma olasılığı %40 civarındadır. Eğer hem anne hem babada astım varsa çocukta %70–80 olasılıkla astım çıkacaktır. Bir anne babada astım olmaması çocuklarında olmayacağı anlamına gelmez. 3- Hatalı Beslenme: Ek gıdalara zamanından önce başlama (mesela 3 aylıkken meyve suyu başlanması durumunda gıda alerjileri ve astım ortaya çıkma olasılığı artmaktadır), abur cubur, rafine şekerlerin çok tüketilmesi (baklava, çikolata vs), hormonlu gıdalar vs vs vs (Bkz Prof Ahmet Aydın’ın “Astımda Beslenme” konulu sunumu) 4- Sigara: Gebelikte ve doğum sonrasında sigara içilmesi astım yönünden risk taşır. Çocuğun odasında sigara içilmemesi riski azaltmaz. Sigaradaki kimyasallar anne sütüne olduğu gibi geçer ve akciğerde olumsuz etki yapabilir. Ayrıca sigara içilen yerlerde koltuk örtüleri, perde, halı ve kıyafetlere sigaradaki kimyasallar siner. Oturulup kalkıldıkça tekrar tekrar havaya karışır ve neredeyse sigara dumanının kendisi kadar zararlı olur. 5- Cinsiyet: Çocukluk çağında astım erkeklerde ergenlik sonrasında ise kızlarda daha fazla görülür. 6- Çevresel Etkenler: Çevresel etkenler de hastalığın ortaya çıkması ve ağırlığında rol oynar. Belki de ülkemizdeki astımlı çocukların hastalık şiddeti batılı ülkelerdeki kadar ağır olmamasını çevresel etkenler ve kimyasallarla bulaşmanın batıdan daha az olması ile açıklayabiliriz. 7- Sezaryenle Doğum: İstatistiksel olarak sezaryenle doğanlarda astımın daha sık görüldüğü ispatlanmıştır.

13 Aralık 2013 Cuma

Pozitif Cümleler Kurun

Anne ve babaların pozitif cümleler kurması gerektiğini belirten The Journey ile Bilinçaltı Yolculuk Uzmanı Selda Soytürk Akyılmaz, çocuklarda sorumluluk bilincini geliştirmek için yapılması gerekenleri anlattı. Ebeveynlerin öncelikle hayatın geneliyle ilgili pozitif cümleler kullanmayı alışkanlık haline getirmeleri gerekiyor. Çocuğuna yüzme öğretmeye çalışan bir babanın “korkma atla” cümlesi yerine “tüm cesaretini toplayıp deneyebilirsin” demesi daha uygun olur. “Koşma, çarparsın” cümlesi bile olumsuz bir cümledir ve bilinçaltı bunu otomatik olarak koş ve çarp şeklinde algılar. Bu sefer de çocuk çarptığı için ben sana demedim mi deriz. Bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu duygulardan birisi güvendir. Güven içinde olduğunu bilen çocukta korku duygusu hareket edemez. Dolayısıyla çocuğa her zaman sevildiği ve ne olursa olsun onun yanında olunduğu hissettirilmelidir. Konsatre eksikliklerinde eğer ciddi bir tıbbı sorun yoksa mutlaka çocuğu bu şekilde davranmaya iten bir bilinçaltı kaydı var demektir. Yani bilinçaltında ne var da çocuk konsantre olmakta zorlanıyor sorusuna bakmak lazım. Ona bağırmak yerine anlamaya çalışmak en doğru davranış olur. Bazı durumlarda çocuk nasıl olsa yaptığım bir şeye yaramayacak kaygısıyla bile konsantrasyon sıkıntısı yaşıyor olabilir. Çocukları her ne olursa olsun eleştirmek yerine mutlaka cesaretlendirici cümlelerle yönlendirmek gerekir. Birçok anne baba evinin bir odasına kamera koysa ve tam günlük bir kayıttan sonra bu videoyu seyretse çocuklarına ne kadar çok “sen dur, beceremezsin” cümlesini kurduklarına kendileri bile inanamazlar. Bırakın, sorumluluk alsınlar! Bir diğer konuda maalesef anne babalar devamlı çocukları adına bir şeyler yapma psikolojisindeler. Dolayısıyla çocuklar sorumluluk alma bilincinden uzak yetişiyorlar. Nasıl olsa onlar adına devamlı bir şey yapan anne babaları var, neden uğraşsınlar ki! Anne çocuk yemeği dökmesin diye devamlı kendi yedirmeye çalışıyor, makasla yanlış keser diye oyun kağıtlarını kendi şekillendiriyor, vakit kaybetmemek için kıyafetlerini hızlı bir şekilde kendi giydiriyor ve bütün bunlara ilaveten bir de öğretmen çocuğuna kızmasın diye çocuğunun ödevlerini de yapmaya başlıyor. Bu çocuk ileride bir erişkin olduğunda “kaç yaşına geldin hala bir baltaya sap olamadın” diye azarlanıyor. Ebeveynlerin doğru bildiği yanlış davranışlar bilinçaltına nasıl etkiler? Bütün bu yanlış davranışlar öncelikle çocuğun öz güvenini zedeler. Öz güven sıkıntısı yaşayan çocuğun hareket alanını kısıtlıdır. Korku ve kaygılar başlar, iş hayatında ve özel hayatında başarısızlıklar yaşar, maddi problemler yaşam kalitesini düşürür. Ve en kötüsü de sonuçta artık kendini sevmeyen ve kendisine saygı duymayan mutsuz bir birey olur.

12 Aralık 2013 Perşembe

Kendi Kendine Giyinmeyi Öğretin

Çocuklar belli bir yaşa geldiklerinde bazı becerileri kazanmaya başlarlar. Kendi kendilerine giyinmeyi öğrenmek de bu becerilerden biridir. Eğer doğru zaman ve yöntemler seçilirse, öğrenme daha kolay olacaktır. Unutmayın ki çocuklara kendi kendine giyinmeyi öğretirken sabırlı olmak gerekiyor. Çocuğunuza kendi kendine giyinmeyi öğretmenin pratik yolları 1-Öğrenmeye hazır olduğu zamanı iyi seçin Çocuğunuzu eğitmeye başlamadan önce seçilecek zaman çok önemlidir. Bu uygulamaya erken başlamak, istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle çocuğunuzun hazır olduğuna ilişkin işaretleri kollayın. Öğrenmek için en uygun zaman 18-24 ay arasıdır. Öncelikle onun neleri yapamadığını gözleyin. Çocuklar için giysileri çıkarmak onları giymekten daha kolaydır. Çocuğunuzun çoraplarını çekiştirmesi, tokalarıyla oynaması ya da yeleğini çıkarmaya çalışması onun üzerini değiştirmeye ve bu alışkanlığı kazanmaya hazır olduğunu gösteren işaretler olarak kabul edilebilir. 2-Doğru giysileri seçin Çocuğunuzun giysilerini seçerken onun kolayca giyip çıkarabileceği pratik olan giysileri tercih etmelisiniz. Aldığınız ürünler eğer dayanıklı ve yumuşak olursa çocuğunuzun kavraması ve kullanması daha kolay olacaktır. Çocuğunuzun üzerine tıpa tıp uyan bir elbise bulmak zor olabilir, fakat fazla geniş ya da onun taşımakta zorluk çekeceği kadar ağır giysiler de tercih etmemelisiniz. Çok beğendiğiniz bir giysiyi almaya karar verdiğinizde, onun kullanışlı olup olmadığını da kontrol etmeniz gerekiyor. 3- Beceri kazanmasını sağlayın Ellerini ve gözlerini kullanmayı öğrenen çocuk, giyinmenin anahtarını bulmuş demektir. Çocuğunuzun yemek yemeyi öğrenmesi, resim yapmaya çalışması gibi kendi kendine giyinmeyi öğrenmesi de gün be gün gelişecektir. Çocuğunuza bu alışkanlığı kazandırırken onun oyuncaklarından da yararlanabilirsiniz. Oyuncaklarını giydirmeye çalışan bir çocuk böylece zamanla kendinde de aynı şeyleri deneyecektir. Özellikle kız çocukları bebeklerini giydirmeyi çok severler. 4-Fikrini söylemesine izin verin Çocuğunuza kendi giysilerini seçme hakkı tanımak zor olabilir; çünkü çocuklar bazen hayal kahramanlarına özenerek onlar gibi giyinmek isteyebilirler. Ayrıca henüz mevsimleri de tam olarak bilmediklerinden yazlık-kışlık ayrımı yapamazlar. Birçok çocuğun kendi giysilerine karar verme yönünde güçlü duyguları vardır. Eğer onları birebir kendi seçimleriyle başbaşa bırakmakta zorlanıyorsanız ve yanlış kararlar aldığını görüyorsanız telaşlanmayın. Onun seçim şansını sınırlayabilirsiniz. Örneğin iki farklı renkte kazak ile giderek hangisini giymek istediğini sorabilirsiniz. Böylece çocuğunuz kendi giysilerine kendisi karar verdiğini düşünerek daha büyük bir istekle giymeye çalışacaktır. 5- Çocuğunuzu teşvik edin Çocuğunuzun kendi kendine giyinmeyi öğrenmeye başladığı ilk zamanlar oldukça zor olabilir. Sizin bu durumda bir denge kurmanız gerekecektir. Hem ona yardım etmeli hem de onu alıştırmak için zaman zaman giyinirken yalnız bırakmalısınız. Örneğin hırkasını giydirirken bir kolunu siz geçirin diğerini ise onun geçirmesini isteyin. Ya da çoraplarını siz giydirin, yukarıya çekmesini ondan isteyin. O bu işleri yaparken sakın elinden almayın. Yavaş da yapsa onun yapmasına izin verin. Eğer çocuğunuz başarılı olduğunu ve yapabildiğini görürse teşvik edilmiş olacak ve bir daha yapmak isteyecektir. 6-Kolaylıklar sağlayın Bazı giysiler çocuğunuz için karışık olabilir. Çocuğunuz bir giysinin önünü arkasını, ya da başını sonunu anlamakta önceleri zorluk çekebilir. Onun için işleri biraz kolaylaştırmanız gerekecektir. Hırkasını ya da montunu sandalyenin arka tarafına geçirin. Çocuğunuz sandalyeye oturup kollarını elbisesinin koluna geçirebilir. Pantolonlarını giydirin ve yukarıya çekmesine izin verin. Ona etiketlerin iç tarafta bulunması gerektiğini hatırlatın. Ayrıca giysilerini belli bir sıra içinde yatağının üzerine sererek onu hangi giysileri bir arada giymesi gerektiği konusunda eğitin. 7-Stresli olduğunuz zamanları seçmeyin Çocuğunuzun giyinmeyi öğrenmeye başladığı ilk zamanlar oldukça yavaş ve sıkıcı geçebilir. Bu durumda sizin de çok sabırlı olmanız gerekir. Bu nedenle giyinme zamanlarını iyi ayarlayın. Özellikle sabahları diğer çocuklarınızı okula hazırlıyorsanız bu sizin için uygun bir zaman olmayabilir. Bu nedenle gün içerisinde çocuğunuzla rahatlıkla meşgul olabileceğiniz bir zamanı seçin. Eğer stresli olduğunuz bir zamanı seçerseniz siz ve çocuğunuz için sıkıcı anlar olabilir. 8-Fazla üzerine gitmeyin Giyinmeyi öğretirken onu zorlamayın. Ya da yapabileceğinden fazlasını yüklemeyin. Yanlışlar yaptığında ise onu düzeltmesi için zorlamayın. Her başarılı olduğunda onu överek güzel sözler söyleyin. Çocuğunuz bir konuda başarılı olduğunda diğerlerini öğretmeye başlayın. Bu konuda fazla aceleci davranmayın. 9-Gelecek için hazırlayın Giysilerini katlamayı ve düzenlemeyi öğretmek başlangıçta bir rüya gibi görünebilir. Fakat en azından çocuğunuza giysilerini düzgün bir şekilde koymayı öğretebilirsiniz. Yıkamak için çamaşırlarını ayırdığınızda ya da dolabını düzelttiğinizde çocuğunuzun size yardım etmesine izin verin. Böylece giysilerini koyduğu yerde bulmayı da öğrenecektir. Bu uyguluma onun okul hayatına hazırlanmasında da önemlidir. Onun hazır olduğunu hissettiğinizde, ayakkabılarını değiştirmeyi giysilerini asmayı öğretmeye başlamalısınız. 10-Teşvik edin ve övün Çocuğunuzu bu işi yapmaya itmek yerine teşvik edin ve ona rehber olun. Örneğin jile tarzı bir elbiseyi kızlarınıza daha kolay giydirebilir ve giymeyi öğretebilirsiniz. Başarılı olduğunda ise ona güzel sözler söylemeyi unutmayın. Bütün çocukların, zamanı geldiğinde kendi kendisine giyinmeyi öğreneceklerini de unutmayın. Ne zaman öğrenecek? Eğer çocuğunuz aşağıda yazılı olan yaşta sıralanan özellikleri yapamıyorsa telaşlanmayın. Her çocuğun farklı bir şekilde gelişim gösterdiğini aklınızdan çıkarmayın. 1-2 yaş: Bu yaşlar çocuğun ilk atılımda bulunduğu yaşlardır. Tokasını saçından çıkarmaya çalışır, giysilerini çekiştirir. 2-3 yaş: Düğmelerini açabilir, T-shirt''ünü giymeye çalışır. 3 yaş: Bütün giysilerini giyebilir, fakat bu uzun zaman alır 4 yaş: Giysilerini tamamen giyebilmeli ve düzgün bir şekilde koyabilmelidir 5 yaş: Ayakkabılarını bağlamayı öğrenir.

11 Aralık 2013 Çarşamba

Çocuklarda Depresyon

Yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da erken yaşlardan itibaren görülebilen duygudurum bozuklukları bulunur. Bunlardan en yaygın ve en önemlisi olan depresyon, çocuğun yaşadığı üzüntü ve sıkkınlıktan farklılık göstermekte ve çocuğun psikolojik ve duygusal sağlığını etkilemektedir. Çocuklarda depresyon konusuna ilişkin merak edilenler ise şöyledir: Çocuklar depresyon geçirebilir mi? Evet. Çocuklarda depresyon günlük hayatta görülebilen hüzünlü ruh halinden farklılık gösterir. Bununla birlikte, çocuk mutsuz görünüyorsa bu ciddi anlamda depresyon geçiriyor manasına da gelmez. Eğer mutsuzluk hali süreklilik gösteriyorsa, eğer çocuğun içinde bulunduğu ruh hali günlük hayattaki işlevselliğini etkiliyorsa, bu durumlar çocukta depresyon olma ihtimalini kuvvetlendirir. Unutulmamalıdır ki depresyon tedavi edilebilen ciddi bir psikolojik rahatsızlıktır. Çocuğun depresyonda olup olmadığı nasıl anlaşılır? Çocuklarda depresyonun belirtileri çeşitlilik gösterir. Çoğunlukla çocuğun gelişimsel süreçleriyle ilişkilendirilen duygusal bir dalgalanma olduğu düşünülerek çocuklarda depresyon tedavi edilmez ve teşhis konulmaz. Bu konuyla ilgili yapılan ilk çalışmalar “maskelenmiş” depresyon olgusuna odaklanmıştır. Maskelenmiş depresyon çocuğun depresif duygudurumunu kızgınlık ve öfke nöbetleri şeklinde dışa vurması olarak açıklanabilir. Bu belirti okul öncesi dönem çocuklarında görülmektedir. Daha büyük yaş grubunda görülen depresyon, yetişkinlerde görülen belirtilerle benzerlik göstermektedir. Depresyonun birincil belirtileri mutsuzluk, umutsuzluk hissi ve duygudurumda değişimler eksenlerinde dönmektedir. Çocuklarda depresyonun belirtileri şu şekilde sıralanabilir: - Kızgınlık ve huysuzluk - Devamlı görülen mutsuzluk ve umutsuzluk hissi - Sosyal hayattan geri çekilme - Reddedilme veya onaylanmamaya yönelik aşırı hassasiyet - İştahta artış veya azalma - Uyku düzenindeki değişimler – aşırı uyku ya da uykusuzluk - Bağırma ve ağlama nöbetleri - Konsantrasyon güçlüğü - Düşük enerji ve halsizlik - Tıbbi müdahaleye yanıt vermeyen fiziksel şikayetler (örneğin mide veya baş ağrısı) - Değersizlik veya suçluluk hissi - Düşünme ve odaklanma süreçlerindeki aksamalar - Ölüm ya da intihar düşüncesi Tüm çocuklarda bu belirtilerin tümü görülmeyebilir. Aslen, bu belirtiler farklı zamanlarda farklı ortamlarda kendini farklı şekillerde gösterebilir. Çocuklarda depresyon nasıl teşhis edilir? Eğer yukarıda belirtilen semptomlar en az iki hafta süreklilik gösteriyorsa bir uzmandan konuyla ilgili olarak yardım alınabilir. Öğretmenlerinden veya arkadaş çevresinden edinilen bilgiler de teşhis açısından faydalı ipuçlarıdır. Ayrıca teşhis aşamasında birincil olarak çocuğun bakımını üstlenen birey de görüşmeye alınarak bilgi toplanır. Bunun dışında depresyonu teşhis etme amaçlı spesifik bir medikal ve psikolojik test bulunmamaktadır. Fakat çocuk ve ebeveynler için geliştirilen anketler teşhise yardımcı olabilecek ölçüm araçlarıdır. Hangi durumlarda çocuklar depresyona girer? Bipolar bozukluk (Manik-depresif bozukluk) çocuklardan çok ergenlerde yaygın olarak görülen bir duygudurum bozukluğudur. Çocuklarda görülen bipolar bozukluk vakaları ergenlerde görülen vakalara göre daha ciddi boyuttadır. Ayrıca, bipolar bozukluk Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB) ile beraber görülebilir. Çocuklarda depresyona neden olan faktörler nelerdir? Çocuklarda depresyon, yetişkinlerde olduğu gibi, fiziksel, çevresel, genetik yatkınlık, biyokimyasal rahatsızlıkların birleşimi şeklinde kendini gösterebilir. Tedavi seçenekleri nelerdir? Çocuk depresyonu için tedavi seçenekleri yetişkin tedavi sürecindekilerle benzerlik gösterir. Psikoterapi ve ilaç tedavisi çoğunlukla kullanılır. Yetişkinlerden farklı olarak çocuğun çevresi ve aile üyelerin önemi de tedavi sürecinde etkilidir. Çocuk doktoru öncelikli olarak psikoterapi önerebilir, ilaç tedavisi de depresyonun ciddiyetine bağlı olarak ek tedavi olarak kullanılabilir. Yapılan araştırmalar psikoterapi ve ilaç tedavisinin bir arada kullanılmasının depresyon tedavisindeki en etkili yöntem olduğunu öne sürmektedir. Kaynak:Danone

10 Aralık 2013 Salı

Faydalı Bilgiler

Her gün yetişkin bireylerin 2 porsiyon, çocukların, adölesan dönemi gençlerin, gebe ve emzikli kadınlarla menopoz sonrasııkadınların 3-4 porsiyon süt ve yerine geçen besinleri tüketmeleri gerekir. Bir orta boy su bardağı (200 cc) süt veya yoğurt ile iki kibrit kutusu büyüklüğünde peynir bir porsiyondur. Çiğ süt ve pastörize edilmemiş sütlerden yapılan peynir ve benzeri besinler insanlarda Brusella hastalığına neden olur. Bu nedenle sokakta satılan kaynağı bilinmeyen sütleri tüketmeyin. Pastörize edilmiş veya UHT (uzun ömürlü süt) sütleri tercih edin. Kaynağını bilmediğiniz ve tanımadığını kişilerin sattığı sokak sütlerini satın almayınız. Sütün az kaynatılması sütte bulunan mikropların tamamen öldürmez. Sütün çok kaynatılması ise vitamin kaybına neden olur. Sütü kaynama noktasına geldikten sonra en az 5 dakika kaynatmak hijyenik yönden yararlı olabilir. Yoğurdun suyunun süzülmesi veya bekletme esnasında oluşan suyunun atılması vitamin B2 (riboflavin) kaybına neden olur. Riboşavin vücutta önemli işlevleri olan bir vitamindir.Bu nedenle yoğurdun yeşilimsi suyu atılmamalı değerlendirilmelidir. Ekmek mayalandırma, bisküvi ve pasta ile çorba yapımında kullanılmalıdır. Sütlü tatlı pişirildikten sonra ocaktan alınırken şekeri eklenmelidir. Pişirilme sırasında eklenen şeker ile sütün proteini birleşince protein kaybı oluşur. Tarhana yoğurt, un veya yarmadan yapılan geleneksel bir besinimizdir. Beslenmemizde önemli yeri vardır. Ancak kurutulma işlemi hava akımı olan ve gölge bir yerde, üstü bezle kapalı olarak yapılmalı, güneş altında kurutulmamalıdır. Aksi halde önemli vitamin kayıpları oluşur. İshal tedavisinde yoğurt yenmesi ve tuzlu ayran içilmesi yaşam kurtarır. KAYNAK: Türkiye’ye Özgi Beslenme Rehberi ,Ankara 2004.TC Sağlık Bakanlığı, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü

9 Aralık 2013 Pazartesi

1-2 Yaş Çocuklarda Düzensiz Uyku

Yeni yürümeye başlayan çocuklar çevrelerinin giderek daha fazla farkına varır, bu yüzden yatmadan önce dikkatini dağıtacak şeyler uykularını kaçırabilir. Hayal güçleri geliştikçe, çocukların uyku düzenleri bozulmaya başlar. Şimdi daha kolay uyumaları için, sabit ve basit bir uyku rutinine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyarlar. Yeni yürümeye başlayan çocuklar ve uyku Çocuğunuzun ne kadar uykuya ihtiyacı olduğunu en iyi siz bilebilirsiniz. Çoğu 1 ve 2 yaş arasındaki çocuk 10-13 saat kadar uykuya ihtiyaç duyar. Gece uykusu ve gündüzden itibaren gece uykusuna kadar olan kestirmelerinin sürelerini ayarlamak tamamen size kalmış. Bazı anne babalar çocuklarının gün boyunca uyku ihtiyacı olduğunu ve uyumaları gerektiğini düşünür. Bazı anne babalar da, çocukların gündüz kestirmesinin iyi bir gece uykusu almasını engellediğini ve çocuğun uyumak veya kestirmek yerine, dinlendirici aktivitelerle uğraşmasının daha iyi olacağını düşünür. Siz bu iki durumu kombine ederek çocuğunuza uygulayabilir veya bazı günler uyku düzenini, şekerleme yaptırmadan da oluşturabilirsiniz. Doğru kombinasyonu ayarlamak birkaç haftanızı alabilir. Şekerleme ve uyku düzeninde çocuğunuzun iyi dinlenmiş olmasını sağlamanız yeterlidir. Çocuğunuzun mutlu, neşeli, huysuz ya da yönetmesi zor olması, uyku düzenin ayarlamanızda farklılıklar yaratır. Tüm planlarınızı çocuğunuzun karakter ve ihtiyaçlarına göre ayarlamaya çalışın. Yeni yürümeye başlayan çocuğumu nerede ve nasıl uyutmalıyım? 1-2 yaş aralığındaki çocuğunuz büyük olasılıkla yatağında güven içinde uyuyabilecektir. Yatağına çok büyük, yumuşak oyuncak ve içi doldurulmuş hayvanlar koymamaya özen gösterin. Aynı şekilde boynuna dolanabilecek kısımları olan eşyaları çocuğunuzun yattığı yerden uzak tutun. Ayrıca, çocuğunuzun ayağa kalktığında ulaşabileceği perde, resim çerçevesi gibi ev eşyalarını ulaşamayacağı şekilde yerleştirin. Meraklı olan ve yeni yürümeye başlayan çocuklar, yatak parmaklığını tırmanmak için uğraşırlar. Yatakta bulunan büyük oyuncakları da basamak olarak kullanmaya çalışırlar. Bu tür oyuncakları yatağında bırakmayarak çocuğunuzun tırmanmasını engellemiş olursunuz. Uyku sorunları Yeni yürümeye başlayan çocuğunuz da çeşitli nedenlerden dolayı, gece uyanmaya başlayabilir. Bazen diş çıkarma ağrısı veya bir hastalık buna sebep olabilir. Bazen anne ya da babadan bir süreliğine ayrı kalma durumlarında huzursuzluk yaşayabilirler. Bunların dışında rüyalar ve kâbuslar, yeni yürümeye başlayan çocuklarda uyku sorununa neden olabilir. Tüm bunları düşünerek, çocuğunuzun yatmadan önce gördüklerine, izlediklerine ya da ona okuduğunuz kitaplara dikkat edin. Çocuğunuzun uyku sorunları ile ilgili çevresele faktörleri düşünün. Geceleri bunaltacak kadar sıkı giydirmek ya da gürültü yapmak çocuğunuzun geceleri uyanmasına sebep olabilir. Çocuğunuzun uyumasına yardımcı olun! Ilık bir banyo ve yatmadan önce okunacak bir masal ya da öykü… Şu an büyük olasılıkla doğru kombinasyonu bulmuş oldunuz. Bu kombinasyon, çocuğunuzun dinlenmesine oldukça yardımcı olur. Çocuğunuzu uyutmak için yanında kalın ve sizi atlatmasına izin vermeyin. Kurallar koyun ve onları anlayabileceği şekilde hazırladığınız kural kâğıtlarını bir yere yapıştırın. Bu sadece çocuğunuzun uyuma düzenini oluşturmanıza değil, ileride karşılaşacağınız daha büyük disiplin sorunlarında da size yardımcı olacaktır. Yeni yürümeye başlayan çocuğunuz geceleri uyandığında onu rahatlatmak isteyebilir ve bu yönde konuşmalar yapabilirsiniz. Ancak çok fazla konuşmak ters tepebilir. Bu yüzden geceleri yanına gittiğinizde konuşmalarınızı kısa ve çok fazla ilgi çekmeyecek şekilde tutmalısınız. Kaynak http://kidshealth.org/parent/growth/sleep/sleep12yr.html#